Paylaşılan tabakların, uzun sohbetlerin ve restoran deneyiminin buluştuğu yer.
Bir sofrada herkesin aynı yemeği sevmesi gerekmiyor. Hatta biraz çeşitlilik, paylaşmayı daha eğlenceli hale getiriyor. Biri ekmeği sosuna banıyor, diğeri tabağın en çıtır yerini bekliyor; sohbet de bu küçük tercihlerden açılıyor.
Uzun masalarda servis ettiğimiz tabakları bu yüzden tek kişilik düşünmüyoruz. Ortaya gelen bir salata, sıcak bir başlangıç veya iki kişinin paylaşabileceği bir ana yemek, misafirleri masanın içine çekiyor.
Yemek paylaşılırken zaman da değişiyor. Bir tabak biter bitmez yenisi gelmek zorunda kalmıyor; herkes biraz bekliyor, konuşuyor, tabağın son lokmasını kimin alacağını gülerek tartışıyor.
Restoranın en sevdiğimiz hali, masadaki tabakların düzeninin bozulduğu hal. Ekmek kırıntıları, yarım kalan bardaklar ve uzamış sohbetler, akşamın gerçekten yaşandığını gösteriyor.
Sonunda hatırlanan çoğu zaman yalnızca ne yendiği değil, o yemeğin kimlerle ve hangi duyguyla paylaşıldığıdır.